Ahmet Kaya Sözleri

Artık sigarayı günde üç pakete  çıkardım. Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun!

Dibine vurmuş gecelerden geldim, yalanım yok. Bir cebimde küfür, bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepinizin gurbetindeyim şimdi.

Kırmızı rujlu sokakların, aşağılık pazarlıkların, adı anılmayacak benle. Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım, başkaldırıyorum.

Sonbahar damlardı damlarımıza, biz seninle sararırdık. Aydınlanlansın diye şu kirli yüzler, biz durmadan şavaşırdık.

Çeketimi yağmurlara astığımdan beri, tehlikeli şiirler yazar dünyaya sataşırım.

Gözüm yaşarıyor yüreğim yanıyor, olmasaydı sonumuz böyle…

Dostum dostum güzel dostum. Bu ne beter çizgidir bu. Bu ne çıldırtan denge. Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.

Hesabım kalsın mahşere, elimi yıkar Giderim…

İki damla gözyaşımla satıldım pazarlarda, kırdılar yüreğimi kırdılar azarlarla, sürgünlere yolladılar sabah dörtte yağmurlarla; Ben yandım, siz yanmayın ALLAH aşkına…

Sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun…

Ben derdimi kimseye söyleyemedim.

Tutsam şu karanlığı tutsam da yırtsam.

Ah ne fayda ah ne fayda… Kefen beyaz ah ne fayda…

Şimdi saat yokluğunun belası, sensiz gelen sabaha günaydın..

Dibine vurmuş gecelerden geldim. Yalanım yok. Bir cebimde küfür, bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepinizin gurbetindeyim şimdi…

Bana böylesi garip duygular bilmem neye gelir, nereye gider döndüm işte acı yüreğimden beynime sızar, Bu Günde Ölmedim Anne.

Bırak ay gitsin, sen kal bu gece…

Hey gönül gene bu gece, kederim geceden yüce. Gel susalım beraberce, böyleymiş kara yazımız.

Geçip karşımda dursan. Hem bağırsan hem de kızsan. Beni kaleş/kaleşnikof ile vursan. Yine senin derdindeyim.

Yanımdasın susuyorsun. Susuyor konuşmuyorsun. Bakıyor görmüyorsun. Dokunsan donacağım. İçimde intihar korkusu var. Bir gülsen ağlayacağım, bir gülsen kendimi bulacağım.

Yalnızlığım benim pasaklı kontesim, ne kadar rezil olursak o kadar iyi…

Giderim buralardan, giderim bir akşam üstü… Umurunda olmaz, umurunda olmaz, umurunda olmaz bilirim…

Firarilerin uzmanı olmuşum, bütün istasyonlarda afişim durur, beni bir çocuk bile vurur…

Kendine iyi bak.. Beni düşünme.. Su akar yatağını bulur..

Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya, bu hep böyle böyle gider mi.

Parmak uçlarına değen sıcaklık, incinen bir hayatın yarasıdır.

Beni bilimle anla iki gözüm felsefeyle anla ve tarihle yargıla.

Dışarıda kar yağıyor, benim içime yağmur…

Kokunu verirken vazomda güller, yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin, ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun…

Sakin göllerin kuğusuyduk, olmasaydı sonumuz böyle.

Dün gece gördüm düşümde, seni özledim anne. Gözlerinden akan bendim. Düştüm göğsüne, söyle canın yandımı anne..

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi, yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi.

Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe, yine de bu yangını söndüremedim.

Acılardan arta kalan işte bu bakışlarmış. Buğu diye gözlerimde, gün batımı bulutlarmış…

Giden bu yolculardan, en çok ben şanssızım. Ne kadar çok yaşadıysam, o kadar çok yalnızım.

Ben hep uçurum kıyılarında dolaşmayı, hep rüzgara karşı koşmayı, uğultulu bir hayatın sesini ve öfkesini ciğerlerimde hissetmeyi, aşkı, devrimleri, başkaldırmayı, muhalif olmayı cesareti sevdim. Ve böyle yaşadım.

Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette..

Şimdi bütün iyi niyetlerimi, bir bir yargılayıp asıyorum…

Söyle yağmur söyle. Değmeden yüreğime. Söyle gökyüzüne. O nerde…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir