Cemil Meriç Sözleri

Ünlü sözleri kategorisinde bulunan güzel sözler arasına bugün de Cemil Meriç Sözlerini eklemiş bulunmaktayız.Bu sözleri okumak,araştırmak insana manevi bir huzur vermektedir.Hergün bir ünlü kategorisinde güzel sözler paylaşıyor ve sizlere sunuyoruz.Daha fazla ünlü mesajları için sitemizde araştırma yapabilirsiniz.

Dante cehennemi anlayamamış dostum. Cehennem hatıraların küllenmesi, ümitlerin susması. Cehennem haykıramamak, ağlayamamak.

u memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslular ve namussuzlar vardır.

Zeka rüzgarda unutulan mum, bencillik fanus. Senin fanusun yok. Ve şuurun hasta bir hayvanın korkularını aksettiren kırık bir ayna.

Zindanıma geldiğin zaman iki yol vardı önümde: cinnet ve ölüm.
Sen üçüncü oldun.

Olimpos dağının çocukları, Hira dağının evlatlarını asla kabullenemeyecektir.

Her büyük adam kucağında yaşadığı medeniyetin üvey evladıdır..Zira o başkalarının veya geleceğin çocuğu, kendi medeniyetinin değil.

Ben bu kadar acıyı sen de başkalarına benze diye çekmedim.

İmânsız ve idealsiz nesiller türettik.Pusuda bekleyen yabancı ideolojiler setleri yıkılan ırmaklar gibi yayıldılar ülkeye.

Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilik ise her namuslu insan gericidir.

Ortada bir pasta var saģdan yiyene sağcı soldan yiyene solcu demişler.

Bazıları taçla doğar, bazıları kılıçla. Ben kalemle doğmuşum.

Kıt’aları ipek bir kumas gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…
Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: “Hayır delikanlı”, diye fısıldadılar, “sen bir az–gelişmişsin.

Zulmün karşısında tarafsızlık, namussuzluktur.

Münakaşada zafer, mağlup olanındır, yenilmek zenginleşmektir.

Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayan bir köprü olmak isterdim

Bütün camileri yıksak bütün Kur’anları yaksak yine Avrupalının gözünde Haçlı Seferlerinin yalın kılıç askerleriyiz.

İzm’ler idraklerimize giydirdiğimiz deli gömlekleridir.

O kadar yalnızdım ki; karanlıklardan iblisin eli uzansa minnetle sıkardım.

Kitap, zekayı kibarlaştırır.

Düzgün bir insan olmak,samimi bir musluman olmakla başlar. Olympus un cocuklari hira daginin evlatlarini kabul etmezler.

Siz  namuslulardan olun, ne kadar az olduğunuzu göreceksiniz.

Hiçbir zafer umulanı vermez ve hiçbir yenilgi mutlak değildir.

Çok zaman kaybettim. Çok zaman ve biraz ümit. Yaşamak bu galiba.

Coğrafyamızda tek kıta vardı, kafatasımızda tek yarım küre.

Belimin bu kadar bükülmesinin sebebi bilesiniz ki biraz da sizin yükünüzü taşımamdan dolayıdır..

Tarih çizilecek bir tablo değil çözülecek bir bilmecedir..

Görenin yalnızlıktan, şikayete hakkı yoktur..

Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız, bizden âlâ akraba mı olur?

Don Kişot  olun. Tek hürmet ettiğim adamdır. Kaybedilmiş bir davanın bu kadar fedakar bir kahramanı olabilir. Öyle görmek ve inandırmak ihtiyacında. Dünya Sanço Panza’ larla dolu.

Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.

Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah kalem.Sözle ,yazıyla kazanılmayacak savaş yok.

Imtihandan geçmeyen sevgi, saman alevidir.

İnsan hafızasının gücü nisbetinde acı çeker.

Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır..

Asi, isyan ediyorsa yeni bir tanrı bulmak amacıyladır.

Düşünce, bir meydan okuyuşa idrakimizin verdiği cevaptır.

Dilin görevi hakikati gizlemektir(Talleyrand)… Hayatın her tecellisine saygı beslemeyi öğrendim….insan mukaddesi olandır….büyükler bayağıları meclislerine kabul etmez… dahi hocasını iyi seçendir….tezatları ahenkleştirmek…. gebe bırakan söz…önce sükut vardı,kelam değil…”Tanrı sükuttur” der bir Hint bilgesi.

Ne kadar müslüman varsa o kadar Allah vardır.

Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.

Her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.

Müslümanım, Müslüman bir çevrede doğdum. Ancak ne kadar inanıp inanmadığımın cevabını mahşer günü bilebileceğim.

Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede bilim adamı nasıl çıkar?

Hangi beste sözün musikisiyle, sözün füsunuyla boy ölçüşebilir.

Gençliğim ahlaksız bir vadide akan başıboş bir ırmaktı.

İyilik eden mükâfat beklediği an tefecidir.

Bu kavga, Olimpos Dağı’nın çocukları ile Hira Dağı’nın çocukları arasındadır. Ama Olimpos tek yürek, Hira mahzun.

Kahraman aramaktan vazgeçeli yıllar oluyor sen de kalabalıktan herhangi birisin küçük tezatlar içinde bocalayan ne istediğini bilmeyen bir mösyö ya da sör.

Yalnızım diyorsun. Benimle olmadıktan sonra, beraber olmadıktan sonra yalnız olmak en güzeli.

Türkiyede ki kavga Hilâl ile haç ın kavgasıdır.

Yaratamıyorsun.Düşünce… düşünce berraktır,sen düşünemiyorsun.Dış dünyadan kopmuşsun , iç dünyan hasta bir hayvanın korkularını aksettiren ayna…kırık bir ayna.

 

Eğer şu zamanın bozukluğundan iğrenip ecdadın şerefli tarihini özlemek gericilikse, her namuslu Türk vatandaşı gericidir.

Kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.

İnsanlar kıyıcıydılar kitaplara sığındım.

Çıkar konuşunca vicdan susar..

Bu milletin bütün kütüphanelerini yaktılar. 1929’da ilk mektebi bitiren nesil kendini bir çöl ortasında buldu. Yeniden başladı alfabeye ve ölünceye kadar alfabede kaldı. Sonraki nesiller hep aynı yokluk, hep aynı sefalet içinde çırpındılar. 1929’da okuma-yazma bilenler 1930’da analfabet durumuna düştüler. Ve kendilerine zorla kabul ettirilen dili çelik bir korse gibi, bir Çinlinin ayakkabısı gibi, ezip büzen bu yabancı harflere hiç bir zaman ısınamadılar. Yeni nesiller ise on, on beş yılda şişirilen, sözde milli, bir kütüphane buldular. Ama bu kitapların dili boyuna değişiyordu. Her masrakaralığı alkışlamaya zorlanan ve bu şakşakcılığı bir refleks, bir insiyak gibi uzviyetine sindiren şamar oğlanı burjuvazi!

Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.

Her büyük adam kucağında yaşadığı medeniyetin üvey evladıdır..Zira o başkalarının veya geleceğin çocuğu, kendi medeniyetinin değil.

Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.

Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.

Ve insanlar Homeros’un cennetindekiler gibi kucakladın mı kayboluyorlar. Hepsi birer gölge. Teneke bile değiller. Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına herşeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı. Ve kül olacaksın. İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar. Sonsuz karşısında cücenin korkusu..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir