Dursun Ali Erzincanlı Sözleri

Ünlü sözleri kategorisinde yer alan ve her zaman bu sözlerin manevi olarak çok iyi olduklarını belirtmek isteriz.Sitemiz ünlü sözleri olarak birçok ünlünün güzel sözlerini paylaşıyor ve sizlere en iyi yoldan sunuyor.Şimdi ise Dursun Ali Erzincanlı mesajlarını sizlere paylaşıyoruz.

Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!

Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden, Kalbimizden seyrediyoruz seni.

Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun. O minicik bulut ilişiyor bakışlarına.

Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan. Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini. Çoğusu bilmiyor seni.

Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında? Onlar anne deyince sen yere mi bakardın.

Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza. Başına pislikler saçılıyor. Başlar feda o mübarek başına.

Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun. Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun. ‘Seni bizim elimizden kim kurtaracak’ diyorlardı.

Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler.

Alemlere kutlu doğum haberini yayın müjde vermedik bir varlık bırakmayın. Ve ey medayin şefi titreyerek uyan. İstahrabatta yanan eteşlere sön emri verilsin.

Arşa reyhan kokusu salan o minik nefesini kokluyor. Cennet kokuları sarıyor gökleri ve yeri. Nurdan ayaklarını okşuyor annesinin eli.

Diğerinden ebu talip Seni büyütmek Fatıma’ya nasipmiş Şefkat kanatlarını yerlere serip saçlarını toplamak Bir anne gibi saçlarını taramak ona nasipmiş, Adın geçer Hatice’nin kalbinde en sevgili yar.

Adın geçer Hira’yı vahyin kokusu sarar nur yağar nur dağına Mübarek ayağına sabahın serinliği vurur.

Nazarınla büyür yesribin çocukları Nazarınla taşları elmasa çevirirsin Gökyüzünden ayet yağar cibril yağmurlarıyla kalbine inenleri İnsanlığa veririsin Ve sonkez Açılır semanın kapıları Sonkez vahyi getirir cibrili emin.

Yurdum senin dağlarında, dağlarında hatıram var. Senden bana, benden sana aramızda bir sitem var.

Ben sana dağlarımın kokusuyla gelmiştim. Ben seni dağlarımın kokusuyla sevmiştim. Bırakıp gitmemeyi, terketmemeyi, beklemeyi. Öğrendiğim dağlarımın kokusuyla.

Bunları sana anlatamazdım şehir gülü. Çünkü sen büyük şehrin insanıydın. Büyük sözler duymalıydın.

Kaç gecedir dağları görüyorum rüyamda. Kaç gecedir babamı görüyorum.

Kapatın gözlerinizi. Ve karanlığı seyredin.

Sözün acıydı, yolun dolambaçlı. Yedi uzun yıl geçerek. Yedi yıl dolaştın durdun.

İçimden bir his şöyle diyor: Ayrıl arkadaşlarından istasyonda. Sabahleyin git kente. İliklenmiş ceketinle.

Sana armağanları olan şapkayla gizle yüzünü. Göster! Aaah! Gösterme, gösterme yüzünü. Yine de gizle, ört hislerini.

Kimseye imzanı ya da resmini vermemişsen. Kimsenin yanında bullunmamış ve kimseyle konuşmamışsan.

Dikkat! Ölümü düşündüğünde
Mezar taşın olmasın yattığın yeri belirten. Üzerinde bir yazıyla seni ele veren.

Sorulardır sana bütün verebildiğim. Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir