Romeo ve Juliet Sözleri

Ünlü sözleri kategorisinde bulunan güzel sözler arasına bugün de Romeo ve Juliet Sözlerini eklemiş bulunmaktayız.Bu sözleri okumak,araştırmak insana manevi bir huzur vermektedir.Hergün bir ünlü kategorisinde güzel sözler paylaşıyor ve sizlere sunuyoruz.Daha fazla ünlü mesajları için sitemizde araştırma yapabilirsiniz.

Ne doğar nefretten ama çoktur sevgiden doğan.

Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları, Durduramaz sevgiyi taş sınırlar.

Biliyorsun, gecenin maskesi var yüzümde; Yoksa duyduğum için demin söylediklerini Nasıl kızardığını görürdün yanaklarımın. İsterdim uyayım göreneklere, inkar edeyim söylediklerimi, Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.

Zehir… Bitirmiş, bırakmamış bana|kavuşabilmek için sana. Seni öpeceğim. Orada bir parça zehir kalmıştır belki. Sıcakmış dudakların. Ölüyorum işte…bir…öpücükle. SENİ SEVİYORUM.

Geç ölmektense senin sevginden yoksun Yaşamıma son versin kinleri daha iyi.

Hiç yemin etme. İlle de edeceksen, O tanrı bilip tapındığım, sevimli varlığın üstüne yemin et.

Yeryüzünde yaşayan en zararlı şey bile, Özel bir yarar taşır bu yeryüzüne. En yararlı şey bile yanlış kullanılırsa Yok edip doğru sonucu ulaşır zarara. Kullanmayı bilmezsen, iyi döner kötüye, Kötü de bazen yücelir erdemmiş gibi. Şu minik çiçeğin taze filizlerinde…zehir de var…ilaç da. Koklanırsa, dinçlik verir her yerine insanın Tadılırsa, durdurur yüreği.

Sürgün başka adıdır ölümün. Ölüme “sürgün” demek, Altın baltayla başımı kesmek, sonra öldüren vuruşa gülümsemek.

Güzelliğin sancağı hala kıpkızıl duruyor dudaklarında, yanaklarında ölümün solgun bayrağı çekilmemiş oraya. Juliet, neden böyle güzelsin hala?

Ölüm mü aşık oldu sana; inanayım mı onun bu karanlıkta Sevgilisi olasın diye seni sakladığını?

Öğrenci nasıl ayrılırsa kitaplarından, Öyle koşar seven sevdiğine; Okula nasıl giderse öğrenciler, Öyle ayrılır seven sevdiğinden.

Gel, ey sevecen, kara kaşlı gece. Bana Romeo’mu ver. Öldüğümde, al da küçük yıldızlara böl onu. Onlar göğü öyle bir süsleyecektir ki. Bütün dünya gönül verip geceye, tapmayacaktır artık muhteşem güneşe.

En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, Onun için ölçülü sevmeli.

Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölüm olur zaferleri, Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.

Ah Romeo, sevgilin açsa da günebakan gibi yeseydin sen de yemişini!

Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.

Biricik sevgim, biricik nefretimden doğdu! Erken görüp tanımadığım, tanımakta geç kaldığım; Tiksinilen düşmanı birden sevmemle, Harika bir sevgi doğdu böyle.

Dans hafif ayakkabı ister. Benim ruhum kurşun gibi ağır.

Azalır mı! Erkekle çoğalır kadın.

Asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. Bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: Bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim.

Bana romeo’mu ver; sonra öldüğünde al da küçük yıldızlara böl onu;onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki, bütün dünya gönül verip geceye, tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe…

Ah! Tarla kuşuydu, Juliet! Ve bunu hiç düşünmemişti Romeo… Gün battıktan sonra sabahı beklemek, nereye konacağımı hiç bilmeden… Sabah çekip gitmek… Lanet ve lanet üstüne yine lanet.

Gidişine inandıramayışım mı kendimi, ya da gelişini hatırlamam mı her defasında?

Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar.. Ölümleri olur zaferleri.. Öpüşürken yanıp tututşan ateşle barut gibi..

Ah Juliet.. Neden böyle güzelsin ha? Yoksa ele avuca sığmayan ölüm mü aşık oldu sana? İnanayım mı o iğrenç canavarın bu karanlıkta sevgilisi olasın diye seni sakladığına? İşte bundan korktuğum için.. sonsuza dek yanında kalacağım…

Ben gelemem nolur sen git, ben gelemem git!!!Bu da ne ?Canım sevgilimin avucunda bir şişe! Demek ki,zehirden sevgilimin bu vakitsiz ölumu. Cimri! Hepsini içmiş;bir damla bile bırakmadın demek kavuşabilmem için sana? Öyleyse dudakIarından öperim, belki bir parça zehir kalmıştır dudaklarında, bir zamanlar hayat veren dudakların bu kez son versin hayatıma.

Yatıyor musun orada kanlı kefeninle? Genç yaşında hayat bağlarını koparan.. bu ellerle.. düşmanımın gençliğini biçmekten.. daha iyi bir dostluk….. nasıl gösterebilirim ki sana?

Ey parlak melek, konuş yine!Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye;Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde,Tıpkı ölümlülerin hayretle açılan gözlerine göründüğün gibi.Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında,Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla,Öylece bakıyorum ben sana.

Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek.”Sevgilim” de ki, vaftiz olayım yeniden;Romeo değilim bundan böyle ben.

Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları,Durduramaz sevgiyi çünkü taştan sınırlar;Hem aşkın isteyip de başaramadığı ne var!Engel olamaz bana bu yüzden akrabalar.

Hayır, daha çok tehlike saklıdır senin gözlerinde Onların yirmi kılıcından! Tatlı bak yeter;Korur beni onların düşmanlığına karşı.

Aşk yardım etti, aramamı fısıldayarak;O bana akıl verdi, ona göz oldum ben de.Denizci değilim, ama uzak denizlerde yıkanan Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da senSana ulaşmak için açılırdım denizlere.

Biliyorum, gecenin maskesi var yüzümde,Olmasaydı eğer, duyduğun için demin söylediklerimiNasıl kızardığını görürdün yanaklarımın.Çok isterdim ah bir güzel uyup göreneklereDemin söylediklerimin tümünü inkar etmeyi!Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.Seviyor musun beni? “Evet” diyeceksin, biliyorum,Sözüne güveneceğim ben de; ama yemin edeyim deme,Belki de tutamazsın.

Bundan korktuğum için yanında duracağım, bu karanlık gecenin sarayından ayrılmayacağım bir daha; burada, burada kalacağım sana hizmetçilik eden böceklerle birlikte; ah, burada sonsuzca dinleneceğim, şu dünyanın yorduğu bedeni kurtaracağım uğursuz yıldızların boyunduruğundan…

Ey gözler, son kez bakın! Ey kollar son kez kucaklayın! Ve siz, ey dudaklar, nefes kapıları, hakka uygun bir öpüşle mühürleyin aç gözlülümle yaptığım bu süresiz anlaşmayı!

Gel acı ilaç, gel ey tatsız kılavuz! Ey umutsuz kaptan, deniz tutmuş şu yorgun tekneyi yalçın kayalara bindiriver artık! Sevgilimin şerefine!

Ey doğru sözlü eczacı! Gerçekten çabuk etkiliyor ilaçların. İşte ölüyorum, bir öpücükle…

Kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir, el pençe divanım ben arzuna, buyruğuna; geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir, sen istemezsen eğer hizmetlerim boşuna.

Savaşır gözIerimle gönlüm öldüresiye senin güzelliğinin ganimeti yüzünden; gözüm kovar gönlümü seni görmesin diye,gönlüm ister gözüme pay vermemek yüzünden.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir