Sezai Karakoç Sözleri

Ünlü sözleri kategorisinde bulunan güzel sözler arasına bugün de Sezai Karakoç Sözlerini eklemiş bulunmaktayız.Bu sözleri okumak,araştırmak insana manevi bir huzur vermektedir.Hergün bir ünlü kategorisinde güzel sözler paylaşıyor ve sizlere sunuyoruz.Daha fazla ünlü mesajları için sitemizde araştırma yapabilirsiniz.

Camiyi hayattan sürmeye başladık başlayalı, adeta ilahi bir ceza olarak biz de hayattan sürülmeye başladık.

İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür.

Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti, Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun.

Üzerinde Kâbe ya da cami resimli doğum günü pastaları, sosyetik umre turları, lüks ve israf içinde dinî şova dönüşen İslami hayatlara artan ekonomik refah değil, sığlaşan din algısı üzerinden bakmak gerekiyor.

Sen cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat.

Umutsuzluk yok! Gün gelir. Gül de açar. Bülbül de öter.

Karın yağdığını görünce, kar tutan toprağı anlayacaksın. Toprakta bir karış karı görünce, kar içinde yanan karı anlayacaksın.

Evet, batılılar ve marksistler, aya da çıksalar, yerin dibine de inseler, ruhları itibariyle barbardırlar ve kurdun tabiatını taşımakta devam ediyorlar. Biz yırtık pırtık çul çaput içinde kalsak dahi hiç olmazsa medenî olmanın büyük anısını taşıyacak kadar medenîyiz. Biz mutlaka ışıkta iş görebiliriz.

Çiğ düştü göklerden ve bir bahar günü doğdun sen.

Ayasofya’nın avizelerini bu ramazanda da ısıtamadık; bunu unutmamalı.

Oruç, insanın katıldığı, her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir. Üstün insanların davetlisi olduğu bir tabiatüstü ziyafet, bir gök sofrasıdır. Yani, Samanyolunda Ziyafet.

Ben geldim geleli açmadı gökler. Ya ben bulutları anlamıyorum. Ya bulutlar benden bir şey bekler. Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum. Ben geldim geleli açmadı gökler.

Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir. Sen kaç köşeli yıldızsın.

Anlaşılıyor ki, İslâm âleminin kaderi, Türkiye’deki kördüğümün çözülmesine bağlı.

Ölenlerin kanında Musa bilincinin çiçeği açar. Zulümde boğulan halka, suda boğulmayan bir çocuk yol gösterir: Suları yarıp geçme yolunu.

Onlara anlat yağmur karşılıklı yağar. Ruhların içindeki müzikle karşılıklı.

Var olan ne ki; bizi yokluğuyla üzenler vardır.

İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler.

İnancın yarısı utançtır. Her şeyi tam olsa da, utancını yitirmiş bir medeniyet, sağlıksızdır.

Arkamda ve yanımda güçlü surlar vardı sûrelerden.

İslâmda, âdeta, nimet,emek için değil, emek, nimet içindir.

Cami, mihrabıyla bir tapınak, minberiyle bir toplum ve devlet, kürsüsüyle bir okuldur.

Doğaya inmiş vahyin mucize pınarlarından bir penceredir her üzüm tanesi. Her üzüm tanesinde kendini görürsün.

Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı. Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum.

Dünya zamanı, ahiret zamanının yanında adeta Hz. Musa’nın asasının yanında büyücü değneklerinin düştüğü zavallı bir duruma düşmektedir.

Kur’an kıyamet vakıasını ‘saat’ kelimesiyle anlatır. Sonra bu saat kelimesi, vaktin ölçüsü, birimi olmuştur. Sanki her an gelebilecek olan kıyamet vaktin ta kendisi olmuştur da, müslüman, içinde uzadığı akışı onunla tayin edilecektir.

İyi ki bilmiyor kalabalıklar, yağmura bakmayı cam arkasından. İnsandan insana şükür ki fark var.

İlle de, ‘uyan ey akıl, ey vicdan, ey insanlık!’ diye bağırmak mı gerekmektedir?

İftar sofrası, Allah’ın Hazreti İsa’ya indirdiği “gök sofrası”dır bir parça. Peygamberimizin nice kereler ashabıyla oturduğu sofradan bir anlam taşımaktadır.

Ramazan dünya içinde ahirete bir aylığına müslümanların toptan hicreti gibidir.

Özgürlüğün bedeli, özgürlüğü yitirmeyi göze almaktır.

İmkan ve ihtimal bile yok sizin bilmenize Bay Yabancı. Ve yağmur yağıyor ben bir şeyler olacağını biliyorum.

Bu ülkede ilham yağmur ve rüzgârlara bakar. Donmuş ruh ancak baharla kanatlarını açar.

Senin hatıran gibi büyük, yeni, karanlık; Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi… Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!

Sanki hep gece vardı kadınlar için. Ve gündüzler, kadınlar için gecelerin loş aralıklarıydı.

Ben kandan elbiseler giydim / Bundan senin haberin var mı?

Yerde kavuşamayanlar gökte kavuşurlar. Ve bir uğurlu anda kavuşmak isteyenler kavuşturulurlar.

Taklit, toplum ruhunun firengisi; aşağılık duygusu, toplum zihninin cüzamı; zengin düşünce hayatını yitiriş, toplum hayatının kanseridir.

Karanlık bize bir derinlik kazandırırken, ışık bizi bazı görme yeteneklerimizden alıkoyar.

Sen bana yeni yılsın her dakika. Her dakika bir yaşıma daha giriyorum.

Biz dirilişi gözlüyoruz. Bengisu bengisu kayna ve çağla!.

SBir Cennet bağışlanmıştır insana. Ve Cennetinin bekçiliğini, koruyuculuğunu yapma onurundan da mahrum edilmemiştir insanoğlu. Ne büyük onurdur bu.

Sürekli sınav, sürekli öz eleştiri, sürekli fedakârlık ve feragat, sürekli samimilik, insan ruhunun kemalini de, medeniyetin üstünlüğünün devamını da sağlayan temel faktörlerdir.

Durmadan birleşme, durmadan yaklaşma, durmadan kaynaşma. Bir birlik için coğrafî durum çok müsaittir. İslâm ülkeleri birbirine bitişik, birbirine yapışık durumdadır.

Muhabbet sürermiş bir rüzgâr kadar.

Düşünceler, sistemler, doktrinler eskir. Eskimeyen hakikattir!

Büyük İslam Birliği’nin kurulması ideali, ruhlarda diriltilmeli ve bu idealin gerçekleştirilmesi için de ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İslâm dünyasının kurtuluşu bu atılımla mümkündür. Aksi, esaret ve köleliktir.

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.

Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun.

Putlar, tanrısızlık ortamında üreyen ruh mantarlarıdır.

Onlara anlat ki insan kelimelerden ve şiirden yaratılmadı.

Tek çare ve çözüm, İslam dünyasının, uyanıp Batı’nın NATO’su gibi bir askeri güç, AB gibi bir siyasi birlik oluşturmasıdır.

Tarlayı dıştan kuşatanlardan başka bir de içten çürütenler türedi. Halbuki Peygamber ne paraya, ne de halkın neftsen gelen desteğine dayanmış ve güvenmişti. Hazreti Hatice’nin bütün Arabistan’ı kateden kervanları donatacak çaptaki servetini, peygamberliğinin ilk iki üç yılı içinde İslâm uğruna harcamıştı. Yoksa İslâmı bir servet biriktirme aracı yapmamıştı. Hiç bir dünya gücüne değil, yalnız Allah’ın gücüne inanmış ve güvenmişti. Allah da Onun bu ihlâsına karşılık hem dünyayı, hem ahreti, Ona,kimseye bağışlamadığı ölçüde bağışlamıştı. Bu bağışlar, O’na da, ümmetine de yetmiştir.

Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.

Donmuş ruh ancak baharla kanatlarını açar.

Bütün şiirlerde söylediğim sensin. Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin.

Adalet mülkün temelidir. Peki adaletin temeli nedir?

Yüksel bır kere daha ey ahir zaman ezanı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir