Victor Hugo Sözleri

Bunun nasıl bir şey olduğunu, nasıl ölündüğünü bilseydim keşke! Ama korkunç bir şey, bilemiyorum.

Yaşamak istediğim tek hafızadan çoktan silinmiştim bile!

Manevi bir acının yanında fiziki acının ne önemi var ?

Etrafımdaki her şey tekdüze ve renksiz diye, benim içimde bir fırtına, bir mücadele, bir trajedi yok muydu?

İdam mahkumu! Peki neden olmasın? İnsanlar -buna hangi kitapta rastladığımı bilemiyorum- fakat yalnızca güzel şeylerden bahseden bir kitapta, bütün insanlar, günü meçhul bir infaza mahkumdurlar diye okuduğumu hatırlıyorum. Peki, o halde benim durumumda değişen ne vardı ki?

O zaman tepeden tırnağa titrerken beni götürüp kollarının arasına, dizlerinin dibine atsınlar, o ağlasın, birlikte ağlayalım, sözleri beni teselli etsin, yüreğim onun göğsünde sakinleşsin ve o benim ruhumu kavrarken ben onun Tanrı’sına kavuşayım.

Delikanlı mı? dedim, sizden daha yaşlıyım; her çeyrek saatte hayatımın bir yılı gidiyor.

Mutlu olmak yetmez, halinden memnun olmak da gerek.

Melek dilde içi boşalmayan tek sözcüktür. Başka hiçbir sözcük âşıkların hunharca kullanımına bu kadar direnemez.

Çünkü kendilerini feda edenler her zaman sadece ideal uğruna –güzel olan da budur- ölürler.

Büyük tehlikelerin birbirini hiç tanımayan insanların kardeşliğine ışık tutmak gibi güzel bir yanı vardır.

Sokakları arşınlamaya başladı, acı çekenlerin dermanı.

Yaşamın sonuna gelindiğinde ölmek, gitmek anlamına gelir, yaşamın başlangıcında gitmek ise ölmek demektir.

Cehennemin arkamızda kaybolmasının doğal sonucu cennetin önümüzde belirmesidir.

Tanrı’nın yarattığı varlıklar arasında insan yüreği kadar ışık ama ne yazık ki aynı zamanda karanlık saçan başka bir şey yoktur.

Zaten aydınlık demek illa ki sevinç anlamına gelmez. Aydınlıkta da acı çekilir; ateşin fazlası yakar. Alev kanadın düşmanıdır. Uçmaya ara vermeden yanmak dâhinin mucizesidir.

Çocuklar nasıl bıçakla oynayıp kendilerini yaralarlarsa, kadınlar da güzellikleriyle oynayarak kendilerini yaralarlar.

Çünkü safiyetle yükselen güzelliği tasvir etmek imkânsızdır ve hiçbir şey, farkında olmadan elinde cennetin anahtarını taşıyan göz kamaştırıcı masumiyet kadar mükemmel değildir.

İnsanları görmemek onların çok mükemmel olduklarının varsayılmasına neden olur.

Diz çökeni selamlıyoruz. İnanç, insan için gereklidir. Hiçbir şeye inanmayanın vay haline!

Zevk almak, ne hüzünlü bir amaç, ne zayıf bir tutkudur! Hayvan zevk  alır.

Geçmişin taklitleri sahte isimler kendilerini gelecek olarak adlandırıyorlar.

Bazı şeylerin unutulması, yeni şeylerin öğrenilmesi koşuluyla gereklidir.

Acı çekilen cehennemden daha dehşet verici olan, içinde can sıkıntısı çekilen cehennemdir.

Arkasında kendi siluetini taşıyan bir karanlık bırakmak, bir insan için felakettir.

Çünkü olağanüstü bir etki bırakanlar her zaman için kalabalıktan birinin kendilerine hizmet edeceğinden emindirler.

Tayfa için gelgit neyse, suçlu için vicdan azabı odur. Tanrı ruhu okyanus gibi kabartır.

Ezilmiş insanlar arkalarına bakmazlar. Kötü kaderin kendilerini izlediğini iyi bilirler.

Ama yükselenlerde hoşumuza giden  şeyler, yıldızı sönenlerde o kadar hoşumuza gitmiyor.

arackampanyalari.com

Sizden barınacak bir yer isteyene ismini sormayın. Barınacak bir yer isteyen özellikle ismini telaffuz etmekten utanır.

Din adamları size Her şeye Kadir Rabbim diye, Makkabiler size Yaradan diye, Efesli havariler size Özgürlük diye, Baruch Spinoza size Sonsuz Büyüklük diye, Mezamirler size Bilgelik ve Gerçeklik diye, Jean size Işık diye, krallar size Tanrı diye, İsrailoğulları size Koruyucu, Levili Kutsallık, İlahi Adalet diye, kullarınız size Tanrı diye hitap ediyor ama Hz. Süleyman size Merhamet diyor, işte isimlerin en güzeli.

En sağlam direniş: Kalbi temiz tutmak.

Acıyı unutuşla silmeyi denemez, tersine onu umut aracılığıyla büyüterek itibarlı kılmaya çalışırdı.

Mümkün olduğunca az günah işlemek insanın yasasıdır. Hiç günah işlememek meleğin düşüdür. Dünyevi olan her şey günaha boyun eğer. Günah yerçekimine benzer.

Bir ermiş olmak istisnadır, dürüst bir insan olmak kuraldır. Yanılın, gücünüzü kaybedin, günah işleyin, ama dürüst olun.

Bir adam acı çekiyorsa, en büyük merhamet onun yarasına dokunmamak değil midir?

İnsan onu gözlemeli, bastırmalı, durdurmalı, ancak son raddede ona boyun eğmelidir. Bu itaat halinde günah işlenebilse de, bu, büyük bir günah sayılmaz. Bu bir düşüştür, ama dizlerin üzerine düşme duayla telafi edilebilir.

İnsan üzerinde hep bir yük oluşturan ve suça meylettiren bir ten taşır ve ona boyun eğer.

Doğru ya da yanlış, insanlar hakkında söylenenler, onların yaşamlarında ve özellikle kaderleri üzerinde yaptıkları işler kadar önemli bir etkiye sahiptir.

Ne yazık! Dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup size bakar, cevap verir, konuşurken, sizi tanımadığını fark etmek!sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak!

İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.

Temyiz sizi bir uçurumun üzerinde asılı tutan ve kopana dek sürekli çıtırdadığı duyulan bir ipten ibarettir.

Delirmenin insanı yaşattığı söylenir; en azından bilinç kaybolduğu için daha az acı çekilir; ölü gibi uyunur.

Neredeyse hiç acı çektirmeden bedeni öldürmekle övünüyorlar. Hey! İşte bundan söz ediliyor! Manevi acının yanında fiziki acının ne önemi var? Dehşet ve merhamet, yasalar böyle yapılmış!

Mutluluk, elde etmek için peşinden koşulacak; sonra da kaybetmemek için çaba sarfedilecek bir şey değildir. Mutluluk; senden bağımsız olarak, istediği zaman gelir, dokunur sana. Önemli olan, o eşsiz temas anının tadını çıkarmayı akıl edebilmektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir