Yılmaz Erdoğan Sözleri

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa. Şimdi, sonsuz bir yangın gibi. Sevmesem öyle kolay çekip gitmek; Yaralı bir kuş gibi.

elodram artisttiymişiz de haberimiz yokmuş.

Yaşadıklarımız yazlıydı yazılmayan kitapta, okuyabilene.

Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan
bir beyaz tutsaklık. İnsan kendine iltica edebilir mi?

Hadi şimdi gider pusulasına yazın kardeşlerimizin vasiyetlerini. Vergiden düşün babasız kalan çocukların acısını.

Sen çok güzelsin sebepsizde gülebilirsin.

Güvendikçe yenildim, yenildikçe değiştim.

Dünyanın bütün okyanuslarından vazgeçiyorum ve gözlerinde ki karadenizde boğulmak istiyorum.

Aşk varsa şarkıda vardır.

Seni öyle bi severim ki bütün dünyayı sevesin gelir.

Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun.

Ben sana gülüm demem, gülün ömrü az olur.

Senden kalan acılara bile iyi bakacak kadar çok sevmişim seni.

Kahkaha aramakla ömrünü geçireceğine gülümsemeyi dene.

Gözlerin rakıydı, mezesi ise gülüşlerin.

Sen kendini ne zannediyorsun bilmiyorum ama ben her gördüğümü sen zannediyorum.

Ne zaman öleceğimi bilseydim, ölüm anında gözlerinin içine bakardım sadece.

Devrimle yoğrulmuş bir aşk istiyorum mülteci bakışlarından.

Artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya.

Kalbim etten bir organ sadece kalbim yüreğim olur sen gelince.

Küskünlüğüm hayata değil, içindeki beş  para etmez insanlara. Bıkkınlığım ise, onların yüzüne bakmak zorunda kalmam aslında.

Gökyüzünde hayranlıkla izlediğim o sevgili yıldızım, mavi mekanından düşerek, ışıltısından, muhteşemliğinden, bir şeyi kaybetmeden bir kadına dönüşüvermişti.

Sen güzel değilsin başka bir şeysin güzel senin yanında bildiğin halt yemiş!

Hiç düşündün mü; benim seni sevdiğim kadar sen kendini seviyormusun diye.

Memleketime bahar gelmiş, karanfil kokuyor dağlar ve yürekler yelken açıyor farklı aşklara, sonbaharda batacaklarını bile bile.

Gitmeyi bile beceremiyorsun baksana içimden hiç çıkmayacak kadar az uzaklaşamamışsın bile.

Kızma sevdam suskunluğuma: duygularımın anlatmı imkansız olduğu için susuyorum.

Neden bu kelimeler bu kadar sıkıcı neden? Yoksa sana yakışacak kadar güzel ve zarif bir kelime olmadığından mı?

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme.

Hiç bir tatlı senin kadar acı katmadı genzime.

Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.. asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar.

Nasıl hecelersen hecele hep aynı biçimde yazılıyor ” ayrılık”.

Gelişinle içimde kocaman bi devrim yapmıştın, gitmee!! İçim bi devrimi daha kaldıramaz paramparça olur toparlanamaz.

Şiirimin teması ne olursa olsun hep seni hissettiriyor.

Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden dünyaya, hayret, hasret ve biraz da bayat bayram şekeri kederiyle bakan, aklı canbaz,yanağı al, sesi çilek aroması bir çocuk oturuyor gözlerinde.

Unutmak değil ama belki hatırlamamak mümkündür.

Aşk, bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının.. sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime.. Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde.. ve beb amerikanca bi filmi kürtçe seyrediyorum.

Ölesiye değil yaşanılası gibi seviyorum seni, aldığın her nefeste yanında olmak gibi seviyorum işte.

“Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey” ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu.

Sana, sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır. Aşk sorgusunda şahanem yalnızca kelepçeler sanıktır.

Bende sana yetecek kadar ‘ben’ kalmadı.

Sevmeyene lafım yok ama seviyorum diyipte gidene lafım çoookk.

Gün gelir herkes gider buna sende dahil ey sevgili, bana vazgeçilmezim deme.

Hayatta herkesin uyacağı kural; “yolcu yolunda gerekmiş” tir.

Sanki hiç yaşanmamış gibi olmamış görmemiş gibi. Yabancıyız birbirimize oysa, gözlerimiz birbirlerini çok iyi tanır.

Sadece hayal kırıklığına değil hayat kırıklığına da uğrattılar.

Güzelliğine değil karekterine aşıktım.

Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya.

Uyumak güzeldir rüyamda sen olunca.

Kalbime dokun hayal ettiğin sevgiyi hisset.

Senden önce yaşam olduğu için senden sonra da olur sanma.

Gitmen demek nefesimin kesilmesi demektir.

Kaybetmeyi bilmeyen insana kaybetme korkusunu yaşatacaksın.

Sadece hayal kırıklığına değil hayat kırıklığına da uğrattılar.

Bir daha olmaz beni bu acimasiz yalancı dünyaya kimse baglamaz dersin sonra da sen çıkarsın inatla yaşamak zorundasın diyorsun ve emre itaat etmek zorunda oluyorsun herşeye rağmen tum pisliklerine rağmen dünyayı seversin ve tum kötülükleri görmez gözün sevgin o kadar büyük olur ki hiç bir şey umrunda olmaz ama bir anda acılar bir patlak verir feleğini şaşırırsin böyle.

Ağlatıyorsan gözyaşlarını silmeye gerek yok.

Mevsim ne olursa olsun her bakışında ilkbaharın taze kır çiceklerini görüyorum

Bazen onca yolu aştıktan sonra gerçekten gittiğini sanırsın gözlerini kapattığın anda nasıl yanıldığını görürsün.

Her gidişinde terk etseydin yerin boş olurdu şimdi.

Sevmek gibi geliyordu herşey,Sevmek gibi gidiyordu kadın. Adını anlattığı, canın teni yakmasaydı,Bir bulut evet ama aslolan Bulutun suyu yağmasıydı.

Sizi sevenlerin sevgisine dikkat edin bazı sevgilerin son kullanma tarihleri geçmiş, bozuk çıkıyorlar.

Göz yaşlarım avucumda ve ben yine kapında. Bir kapıyı açıp AFFETTİM desen inan dökebilirim içimde ki dertleri de avucumda ki göz yaşlarımı da.

Bizi bilirsin, yaşamak biliriz, vademiz dolduğunda avuçlarına gömülmeyi.

Sana yangında kurtarılması imkansız acılar bırakıyorum.

Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden ve bir aşkın izlerini yok edecek başka bir aşk sipariş edildi yeniden.

İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında ( Ankara ‘da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman) özlemeye başladım herkesi… Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan. Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir